Archive for the ‘Uncategorized’ Category
Gise
Gise de son duruma bakalim, kimler ne kadar kazanmis!

Sanat Filmleri mi Gise Filmleri mi?
Sanat filmleri gişe filmlerine karşıBeyoğlu Belediyesi ile Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) işbirliğiyle Turkcell’in ana sponsorluğunda ikincisi düzenlenen “Yeşilçam Ödülleri 2009” adayları açıklandı.
Garajistanbul’da düzenlenen törende konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Türk sinemasının kalbinin yıllardır kesintisiz olarak Beyoğlu’nda attığını belirterek, “Beyoğlu, Türk sineması için her zaman çok önemli olmuştur. Yeşilçam ve sinemaya destek Beyoğlu’na destek demektir” dedi.
Törende daha sonra 600 kişilik jürinin değerlendirmesi sonucu belirlenen adaylar, Ceyda Düvenci ve Levent Üzümcü’nün sunumuyla açılandı.
EN İYİ FİLM
Üç Maymun
Sonbahar
Issız Adam
Devrim Arabaları
A.R.O.G
EN İYİ YÖNETMEN
Özcan Alper (Sonbahar)
Nuri Bilge Ceylan (Üç Maymun)
Çağan Irmak (Issız Adam)
Tolga Örnek (Devrim Arabaları)
Cem Yılmaz- Ali Taner Baltacı (A.R.O.G)
EN İYİ ERKEK OYUNCU
Onur Saylak (Sonbahar)
Yavuz Bingöl (Üç Maymun)
Cem Yılmaz (A.R.O.G)
Çetin Tekindor (Ulak)
Taner Birsel (Devrim Arabaları)
EN İYİ KADIN OYUNCU
Hatice Aslan (Üç Maymun)
Nurgül Yeşilçay (Vicdan)
Demet Akbağ (O… Çocukları)
Ayça Damgacı (Gitmek)
Melis Birkan (Issız Adam)
EN İYİ SENARYO
Özcan Alper (Özcan Alper)
Çağan Irmak (Issız Adam)
Ebru Ceylan, Ercan Kesal ve Nuri Bilge Ceylan (Üç Maymun)
Tolga Örnek ve Murat Dişli (Devrim Arabaları)
Sırrı Süreyya Önder (O. Çocukları)
DİĞER ÖDÜLLER
“En iyi görüntü yönetmeni” dalında da ise “Üç Maymun” filmiyle Gökhan Tiryaki, “Sonbahar” filmiyle Feza Çaldıran, “A.R.O.G” filmiyle Soykut Turan, “Devrim Arabaları” filmiyle Hasan Gergin ve “Ulak” filmiyle Mirsad Heroviç aday gösterildi.
ÖDÜL SAHİPLERİNİ 2. JÜRİ BELİRLEYECEK
Her kategoride seçilen 5 aday, sektörle birlikte sinema akademisyenleri, iş, kültür, sanat ve medya dünyasının kamuoyu önderleri konumundaki sinemaseverleri de kapsayan 1500 saygın isimden oluşan ikinci bir jüri tarafından değerlendirilecek.
Cinebonus Maçka G-Mall Sineması’nda her kategoride aday olan 5 filmi 6-13 Şubat tarihleri arasında ücretsiz izleyecek jüri, daha sonra her kategorideki 5 adayın birincilerini belirleyecek.
“Yeşilçam Ödülleri”nin birincileri, 3 Mart’ta Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek törenle açıklanacak. “En iyi film”, “En iyi yönetmen”, “En iyi senaryo”, “En iyi görüntü yönetmeni”, “En iyi müzik”, “En iyi kadın oyuncu”, “En iyi erkek oyuncu”, “En iyi yardımcı kadın oyuncu”, “En iyi yardımcı erkek oyuncu”, “Genç yetenek” ve “Turkcell ilk film” kategorilerinde verilecek Yeşilçam ödül heykelciklerinin yanı sıra “En iyi film” ödülünün sahibi 150 bin TL, “Turkcell ilk film” ödülünün sahibi ise 30 bin TL’lik para ödülüyle desteklenecek.
“Yeşilçam Ödülleri”nde geçen yıl Abdullah Oğuz’un yönettiği “Mutluluk” “En iyi film”, Fatih Akın ise “Yaşamın Kıyısında” adlı filmiyle “En iyi yönetmen” seçilmişti. “Turkcell ilk film ödülü” ise “Beyaz Melek” ile Mahsun Kırmızıgül’ün olmuştu.
Yeşilçam ödülleri basliyor
Türk sinemasının “Oscar Ödülleri” olarak kabul edilen “Yeşilçam Ödülleri”, 3 Mart 2009′da ikinci kez sahiplerini bulacak.
Alınan bilgiye göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı’nın (TÜRSAK) organizasyonu ve Turkcell’in ana sponsorluğunda düzenlenen “Yeşilçam Ödülleri” için yıl boyunca gösterime giren tüm Türk filmleri herhangi bir başvuru beklenmeksizin doğal aday kabul edilecek.
“Yeşilçam Ödülleri”, 2 aşamalı bir seçici kurulun değerlendirmesi sonucu 11 dalda verilecek.Meslek kuruluşları temsilcileri ve filmlerin yaratıcı ekiplerinin yer aldığı Birinci Aşama Seçici Kurulu’nun oy pusulalarını içeren dosyalar, önümüzdeki günlerde gönderilmeye başlanacak. Yaratıcı ekipler kendi filmleri dışındaki eserler için oy kullanabilecek.
Birinci aşamadaki sektör jürisinin her dalda belirlediği 5 aday filmin oylama dosyaları ise yaklaşık 1500 kişinin oluşturduğu ikinci aşamanın geniş katılımlı jürisine ulaştırılacak. Geniş jüri ise her kategorideki bu 5 aday içinden birincileri belirleyecek.
“En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Senaryo”, “En İyi Görüntü Yönetmeni”, “En İyi Müzik”, “En İyi Kadın Oyuncu”, “En İyi Erkek Oyuncu”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu”, “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”, “Genç Yetenek” ve “Turkcell İlk Film” kategorilerinde verilecek ödül heykelciklerinin yanı sıra “En İyi Film” ödülünün sahibi 150 bin YTL, “Turkcell İlk Film” ödülünün sahibi ise 30 bin YTL’lik para ödülüyle desteklenecek.
İstanbul’da 3 Mart 2009′da düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak “Yeşilçam Ödülleri” 2008′in aday film listesi şöyle: “Rıza, Çılgın Dersane Kampta, Maskeli Beşler Kıbrıs, Çocuk, Ulak, 120, Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım, Recep İvedik, Hazan Mevsimi: Bir Panayır Hikayesi, Plajda, Hayattan Korkma, Mülteci, Miras, Ara, Peri Tozu, Cennet, Vesaire Vesaire, Münferit, O..Çocukları, Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi, Made In Europe, Taş Yastık, Tatil Kitabı, Avanak Kuzenler, Dinle Neyden, Vicdan, Aşk Tutulması, Devrim Arabaları, Üç Maymun, Nekrüt, Güneşin Oğlu, Issız Adam, Son Cellat, Fırtına, Gitmek, Destere, Osmanlı Cumhuriyeti, A.R.O.G: Bir Yontmataş Filmi, Muro: Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine, Sıcak, Saddam’ın Askerleri, Sonbahar, Şeytan’ın Pabucu, Yağmurdan Sonra.”
Sinemanın usta yönetmenlerine, yapımcı, oyuncu ve tüm emekçilerine saygı duruşu niteliği taşıyan “Yeşilçam Ödülleri”nde, geçen yıl Abdullah Oğuz’un yönettiği “Mutluluk” “En İyi Film”, Fatih Akın ise “Yaşamın Kıyısında”
adlı filmiyle “En İyi Yönetmen” seçilmişti.
“Turkcell İlk Film Ödülü”nün sahibi ise “Beyaz Melek” ile Mahsun Kırmızıgül olmuştu.
Sinemacılara fiyat düşürme önerisi
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik, Türkiye’de genel gelir dağılımı içinde sinema biletlerinin fiyatlarının yüksek olduğuna dikkati çekerek, “Sinemacılar bunu göz önünde bulundurarak belki belli dönemlerde gündüz-gece-özel gösterimler şeklinde belli kategorilerde fiyat ayarlamaları yapabilirler” dedi.
Çelik, bu yılki sinemayı destekleme projelerine başvuruların 1 Şubatta başlayacağını duyurdu. “Yoğun başvuruyla karşılaşıyoruz” diyen Çelik, bu yıl sinemaya 15 milyon TL bütçe ayrıldığını, bunun yaklaşık yüzde 80′inin uzun metrajlı filmler için kullanılacağını kaydetti.
Abdurrahman Çelik, filmler değerlendirilirken ‘fazla sayıda filme az destek’ mi, yoksa ‘az filme çok miktarda destek’ anlayışının mı benimseneceği” sorusuna, “Bu kararı tamamen destekleme kurulu verecek. Burada bakanlık herhangi bir ön talepte bulunmuyor. O anki projelerin olabilirliğine göre belirlenecek. Zaten önce proje, sonra bütçe konuşuluyor” yanıtını verdi.
“Kriz ortamında film üretiminin düşmesi ve sinema yapımlarının geçen yıllara göre azalması gibi bir durumu bekleyip beklemedikleriyle” ilgili soru üzerine de Çelik, “En az geçen yıl üretilen film kadar yapım üretileceğini düşünüyorum. Şu an piyasada hazırlanan projelerin bir çoğunu bildiğim için üretimde bir düşüşün olabileceğini tahmin etmiyorum” dedi.
“KRİZDE, BİLET FİYATI AYARLAMASI…”
Sinema seyircisi sayısında da azalma beklemediğini belirten Çelik, “Bu tür kriz ortamlarında genellikle sinema seyircisi bir miktar artış gösterir” dedi.
Ancak bu durumun sinemanın “en ucuz eğlence araçlarından” görüldüğü Avrupa ve Amerika için söz konusu olduğuna dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:“Oralarda insanların gelirleriyle sinema biletleri arasındaki oran çok fazla, dolayısıyla sinema biletleri onlar için çok ucuz. Kriz dönemlerinde de insanlar diğer eğlencelerden kısıtlıyor ama sinemayı asla kısmıyor. Bu göstermiştir ki ABD’deki kriz 6 ayını geçmesine rağmen sinemada yüzde 12 artış var. Sonuç olarak aslında kriz dönemlerinde sektörde izleyici sayısının arttığı gerçek.Ama Türkiye’de genel gelir dağılımı içinde sinema biletlerinin fiyatları biraz yüksek, dolasıyla muhtemelen bu da tamamen ticari bir olay olduğu için sinemacılar, bunu göz önünde bulundurarak belki belli dönemlerde gündüz-gece-özel gösterimler şeklinde belli kategorilerde fiyat ayarlamaları yapabilirler. Bu bağlamda da Türkiye’de izleyici sayısının düşeceğini tahmin etmiyorum.”
Abdurrahman Çelik, Türkiye’de izleyici sayılarının belli yıllarda düşmesini de vizyona giren Türk filmlerine bağlayarak, “Türkiye’de geçen yıla baktığımız zaman bir ‘Recep İvedik’, bir ‘AROG’ ve ‘Muro’yu topladığımız zaman, bunlara giden izleyici sayısı birden Türkiye’deki izleyici sayısını yüzde 25-30 civarında artırabiliyor,” diye konuştu.
Sinema oyuncuları örgütleniyor
Son yıllarda büyük gelişme kaydeden, Türkiye’nin uluslararası tanıtımında ciddi katkılar sağlayan ve bir endüstriye dönüşen Türk sineması, yeni bir meslek örgütüne “merhaba” demeye hazırlanıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türk sineması oyuncuları Birleşik Oyuncular Meslek Grubu (BİROY) adı altında bir araya geliyor. Ünlü sinema oyuncuları, yeni meslek örgütleri hakkında görüşlerini almak üzere ise yarın saat 13.00’de Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ı Bakanlık Opera binasındaki makamında ziyaret edecek. Bakan Günay’la BİROY adına, ünlü sinema oyuncuları Zafer Algöz, Erkan Can, Fadik Sevin Atasoy, Nejat İşler, Burcu Kara, Fikret Kuşkan, Ali Sürmeli, Güven Kıraç, Ragıp Savaş, Olgun Şimşek, Ülkü Duru, İştar Gökseven ve Janset Pajal bir araya gelecek.
Açıklamada, sinema alanında faaliyet gösteren oyuncuların 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda öngörülen çerçevede bir meslek birliğine kavuşmalarının, sinema oyuncularının haklarının takibi açısından büyük bir adım olarak nitelendirildiği ifade edildi. Son yıllarda film endüstrisinin önemli bir yatırım aracı haline geldiği ve izleyici tercihlerinin de büyük ölçüde filmde rol alan sanatçılara bağlı olarak belirlendiği belirtilen açıklamada, bu alanda gerçekleştirilecek örgütlenmenin sektörün gelişmesi açısından oldukça yararlı sonuçlar doğurmasının beklendiği kaydedildi. Yakın dönemde büyük başarılara imza atarak toplumun sevgi ve beğenisini kazanan oyunculardan oluşacak birliğin, önümüzdeki dönemde telif hakları alanında etkin ve fonksiyonel bir rol oynayarak sinema oyunculuğu alanında hakların takibi bakımından sektöre önemli katkılar sağlamasının da beklendiği belirtildi.
Kaynak
Hurriyet
Sunshine Cleaning

Yonetmen
Christine Jeffs
Oyuncular
Amy Adams … Rose Lorkowski
Emily Blunt … Norah
Alan Arkin … Joe
Jason Spevack … Oscar
Steve Zahn … Mac
Mary Lynn Rajskub … Lynn
Clifton Collins Jr. … Winston
Eric Christian Olsen … Randy
Paul Dooley … Sherm
Konusu
Bir annenin oglunun universite ucretini odemek icin yaptigi isler. Anne para kazanmak ugruna hic alisik olunmayan bir yola basvurur. Yapacagi is ise suc islenilen yerlerin temizlenmesi!
Komedi-Suc turunde iyi bir film.
Suresi
102 dakika
Dil
Ingilizce
Ulke
ABD
Uyarilar
Uyusturucu kullanimi, cinsel icerik ve rahatsiz edici sahneler, 18 yas siniri!
Gosterim Tarihi
27 Mart 2009
Fragman
Vali
Vali
Yönetmen
Çağatay Tosun
Senaryo
Çağatay Tosun
Batur Emin Akyel
Oyuncular
Erdal Beşikçioğlu
Şebnem Dönmez
Uğur Polat
İsmail Hacıoğlu
Ayşegül Ünsal
Şemsi İnkaya
Hakan Boyav
Konusu
Karakteri, güçlü iradesi, sıradışı fikirleri ve enerjisiyle halkın güvenini kazanmış bir devlet adamı olan Recep Yazıcıoğlu’nu Vali filminde, en son görev yaptığı Denizli ilinde başından geçen ilginç olaylarla izleyeceğiz.
Yaptığı sıradışı işlerle adını tarihe yazdıran Yazıcıoğlu’nu, Denizli’de son derece sıradan ancak arkasında yüzlerce soru işareti bırakan bir trafik kazasında kaybetmiştik. Binlerce sevenini üzüntüye boğan bu elim kazanın perde arkası, ucu uluslararası örgütlere ve gizli servislere dayanan ilginç olaylar Vali filminde beyazperdeye yansıyacak.
Görüntü Yönetmeni
Ferhan Akgün
Müzik
Nail Yurtsever
Gösterim Tarihi
09 Ocak 2009 Cuma
Ülke : Türkiye
Yıl : 2008
Bu Filmi Durdurun
Vatan Gazetesi yazarlarindan Yigit Bulut, bugunku yazisinda 5 Aralikta vizyona girecek olan MURO LANET OLSUN BU ICIMDE KI INSAN SEVGISINE isimli filmin engellenmesini, sansurlenmesini daha dogrusu komple vizyona girmesinin yasaklanmasini istemis. Kendisinin yazisini bu konuda okuyacaksiniz ama sunu soylemeden gecemeyecegim: Bu filmi seyretme imkanim olmadi herkes gibi ama bir sinema filmi her neyi anlatiyorsa anlatsin o hala bir sinema filmidir ve eger siz kotu niyetliyseniz eger sizin kaniniz bozuksa filme gerek yok, siz her halde o yollara girebilirsiniz… iste Yigit Okur’un yazisi
Hangi filmi? Arz edeyim seyrettiyseniz, biliyorsunuz, “Kurtlar Vadisi” dizisinde “Muro” isimli, bölücü örgüt “adına İstanbul’da başkan sıfatıyla iş yapan” bir karakter var.
Daha açıkçası bölücü örgütün İstanbul sorumlusu gibi bir karakter. Bu arkadaş senaristler tarafından son derece “sempatik” bir hale getirilmiş. Konuşmaları “komikleştirilmiş, kültürel izler taşıyan zeka izlenimleri” bırakan şekilde tasarlanmış. Açıkçası sempatik, “taraftar kitlesi” olan bir karakter yaratılmış. “Taraftar kitlesi olanı” bilerek kullandım, bu cümle bana ait değil, dizinin senaristinin bir TV programında kullandığı ifade.
KESİNLİKLE PSİKOLOJİK HAREKAT
Şimdi sıkı durun, terör örgütü üyesi olmayı son derece “sempatik” hale getiren bu karakter, şimdi tek başına “film” oluyor. Evet, yanlış okumadınız, dizide “görünmesi” bile bence “psikolojik harekat” kapsamında “devletin güvenliği” açısından değerlendirilmesi gereken “Muro” karakteri, “taraftar ve sempati” toplamaya devam ediyor ve filmi yapılıyor. Ne güzel değil mi artık çocuklar bahçede, okullarda “Başkan Muroculuk” oynarlar!
Sonuç: “Başkan Muro”, bana göre “terör örgütünü” sempatik gösteren ve “kesinlikle psikolojik harekat” kapsamında “devlet” tarafından değerlendirilmesi gereken bir “karakter.”
BAZI ŞEYLERİN ‘SUYU ÇIKTI’
Bu ülke, 2001 sonrası “inanılmaz bir psikolojik harekat” ile karşı karşıya… Artık bazı şeylerin kusura bakmayın ama suyu çıktı. Serbestleşme, liberalleşme, özgürleşme devletin, vatandaşlarını “her türlü propagandaya maruz bırakması” anlamına gelmiyor. Bu noktada bu filmin yapımcılarına ve devletin görevini yapması gereken kurumlarına sesleniyorum durdurun bu filmi!
Not: Daha önce ayrı bir yazı olarak kaleme almıştım, bir bölümünü yeniden aktarmak istiyorum. “Kurtlar Vadisi Irak” filminde de Türk halkına yönelik “psikolojik harekatın unsurlarını içeren” mesajlar vardı. Bir tanesi çok önemliydi. İlk etapta seyretmeyenler açısından söz konusu sahneyi tarif etmemde yarar var: Kahramanımız Amerikalı görevli ile tartışıyor ve bu sırada Amerikalı’nın ağzından şu tip bir cümle çıkıyor: “… Donunuzun lastiğine kadar biz vermiyor muyuz? Neden üretemiyorsunuz? Habire bizden para istiyorsunuz? Birbirinizi soyuyorsunuz? Ne zaman para istediyseniz gönderdik? Artık size bakmaktan sıkıldık.”
Tezkerenin “çıktığı-çıkmadığı”, Türkiye’nin Amerika’nın Irak operasyonuna destek olmasının tartışıldığı günlerde bu mesaj çok ilginçti!
Disaster Movie

Yonetmen
Jason Friedberg
Aaron Seltzer
Oyuncular
Matt Lanter Will
Vanessa Minnillo Amy
G. Thang Calvin (as Gary ‘G Thang’ Johnson)
Nicole Parker Enchanted Princess / Hillary Clinton / Amy Winehouse / Haylie Duff / Jessica Simpson
Crista Flanagan Juney / Hannah Montana
Kimberly Kardashian Lisa
Ike Barinholtz The Joker / Dominic Greene / Carrie Bradshaw
Carmen Electra Beautiful Assassin
Konusu
Sacmasapan bir film daha Holywood’dan. Bu sene oldukca fazla sayida gonderme filmler cikaran Holywood bir adet daha bu turden film cikardi. Superhero Movie, Meet the Spartans turunden olan Disaster Movie yine diger bazi filmlerin kahramanlari ile dalgasini gecen bir film. Filmde Iron Man, Hulk, Hancock, Sex and the City, Juno ve bir cok diger Holywood filmi tiye alinmis.
Bu tur filmlerden hoslananlar icin ideal ama benim gibi nefret edenlerin uzak durmalari gereken asiri sulu ve bazi sahneleri igrenc bir film.
Genel Bilgiler
Ulke:ABD
Dil:Ingilizce
Sure:92 dakika
Uyarilar
13 yas alti izleyicilerin yetiskin birisi ile izlemeleri uyarisi var.
Gosterim Tarihi
5 Eylul 2008
Fragman
Zeynep Göğüş’den Recep Ivedik
Degerli Vizyon Filmeri takipcileri, Recep Ivedik karakteri surekli elestiriliyor, sinema elestirmenlerinden ogretmenlerden, egitimcilerden, kose yazarlarinda vs. Bence Recep Ivedik filmine veya karakterine gelinceye kadar o kadar cok elestirilecek, dogrultulacak egrimiz var ki ben bu karakterin en sonda oldugunu dusunuyorum. Neyse Zeynep Göğüş’un Recep Ivedik yazisini okuyalim.
Halk, Recep İvedik’te ne buldu
ONUNLA tanışmam geç ama temiz oldu. İlkokul dörde geçen oğlum, tişörtünün içinde gizlediği bir şeyle odama girdi. “Kızmayacaksın ama…” diye heyecanlı bir pazarlığa başladı.
Sonuçta oğlumun sakladığı şeyin bir adet Recep İvedik DVD�si olduğu anlaşıldı. Ben o sırada neye kızmam gerektiğini anlamaya çalışıyordum; çünkü bu filmle ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığı�nın bile devreye girdiğinden haberim yoktu. Meğer bazı köşe yazarları çok küfürlü diye filmi kınamışlar.
Recep İvedik�i nihayet dün akşam izleyebildim. Recep, sokaktaki erkek parodisi, bir Türkiye gerçeği. Oğlum gülmekten katılarak dördüncü kez seyretti. Sürekli benim gülüp gülmediğimi de kontrol ediyordu.
Örneğin, Recep televizyon seyrediyor. Ekrana bikinili turist kızlar çıkıyor. Recep onları görünce “Bunlar insansa, ben de hayvanım” diyor.
* * *
Seyrederken bazı yerlerde “İğreeenç” diye bağırdım, bazen güldüm. Ayrıca düşündüm.
Türkiye okullaşma ortalamasını aldığımızda ilkokul dörtle şu an oğlumunkine tekabül ediyor. Recep İvedik düzeyi ile Türkiye ortalaması tutuyor, bu bir…
Amerika�daki küfürbaz Eminem furyası gibi, fütursuz Recep de gençleri manipüle ediyor, belki de herkesin yapmak isteyip de yapamadığını alenen ortaya koyup dillendiriyor, bu iki…
Geğirme, gaz çıkarma, el hareketleri ve küfür… Recep İvedik�te bunların hepsinden bolca var. Kimse snopluk taslamaya kalkışmasın, ilkokul çocukları bunların hepsini çok komik buluyor, hele oğlansa. Çocukları bu yüzden cezalandırarak çözüm bulmak mümkün değil; çünkü bu yolla ilgi çektiklerinden yüzde yüz eminler…
Ayrıca filmde Recep, porno film çevrilen bir adaya çıkıyor. Çocuklar için bu görüntüler sakıncalı olabilir, ama pek çoğumuzun çocuğu kız-erkek ayrımı olmaksızın bir şekilde pornografi ile internet üzerinden zaten tanışıyor. Siz eve Telekom�un özel hattını çektirip çocuk korumasını yükletene kadar da iş işten geçmiş oluyor. Bu durumda yapılması gereken, çocuklara cinselliğin ne olduğunu açıkça anlatmak. Ve de sizin, kendi çocukluğunuzdakinden farklı bir dünyada yaşadığınızı kabul edip bu yeni dünyayı anlamaya çalışmak.
* * *
Küfür kıyamet bir yana Recep aslında duygulu, doğru bildiğinden şaşmayan, dayanışmacı, aşka değer veren bir maganda.
Maço Recep, görüntü olarak bir gorili andırıyor. Ancak 5 yıldızlı otelde nasıl hareket edileceğini bilmemesi, söz gelimi oda ışıklarının anahtar kartıyla yakıldığını anlamaması ya da lobideki fıskıyeden su içmesi, ayakkabıyla havuz kenarında dolaşması onu “ilkel” kılmıyor. Olsa olsa Recep�in “gariban” imajını pekiştiriyor.
Bana göre filmin yakaladığı en önemli nokta, Recep�in tuhaf bir e-mail adresinin de olmasının ötesinde, onun facebook�ta olması, MSN�de dolaşması. Gerçekten de Türkiye, ilkokul dörtlük okullaşma ortalamasına rağmen Avrupa�da MSN kullanımının en yüksek olduğu ülke olarak geçiyor. Bu özelliğin altı çizilmek zorunda.
Bu millet Recep�i seviyor; çünkü onunla empati kuruyor. Ataerkil Türkiye, Recep�in şahsında kendi kendisine gülüyor. Yazar çizer takımına da bunu anlamak düşüyor.
Demet Akbag:”Genelevlere ilgi azaldı”
Genelevlere ilgi azaldı “O… Çocukları filminde rol alan Demet Akbağ’dan ilginç tespitler.
“O… Çocukları” filmi, 16 Mayıs’ta vizyona giriyor. Filmde hayat kadınlarının çocuklarını bıraktığı emanetçi bir anneyi canlandıran Demet Akbağ, “Ben eski dönemlerdeki kadar genelevlere rağbet olduğunu düşünmüyorum. Bunun sebebi, ülkemizdeki ahlaki erozyon. Bekareti kaybetme yaşı çok düştü” diyor.
- “O… Çocukları” filmi, bu hafta vizyona giriyor. Siz filmde hayat kadınlarının çocuklarına bakan emanetçi Mehtap Anne’yi canlandırıyorsunuz. Öncelikle film hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
Bir solukta okuduğum müthiş bir hikaye. Mehtap Anne, her oyuncunun iştahını kabartacak bir rol. Kendimi tekrar etmekten hoşlanmam. Bu yüzden de seçici davranırım. Sinemada bu tip bir rol hiç oynamamıştım. Zaten çok fazla filmim de yok. O yüzden teklif geldiğinde hemen kabul ettim.
- Senaryoda sizi asıl heyecanlandıran ne oldu?
Senaryo yazarı Sırrı Süreyya Önder’in başarabildiği ve beni gerçekten heyecanlandıran şey, Yılmazvari bulduğum trajikomik üslubudur. O trajikomik üslup, o tragedyayı çok daha seyredilir kılıyor. Aslında hikaye tabii ki hüzünlü. Ama o geçişlere öyle güzel mizah yerleşmiş ki… Filmi çok buruk bir tebessümle seyredeceksiniz.
- Bu filmle birlikte, “Geneleve ihtiyaç var mı, yok mu?” sorusu tekrar gündeme geldi. Sizce geneleve ihtiyaç var mı, yok mu?
Var… Çünkü biz hâlâ cinsel açlığını bastırabilmiş bir toplum değiliz. Şu anda genelev bile varken hem ülkemizde hem de dünyada bu kadar taciz olayları yaşanıyor. Oradaki hayatlar tabii ki çok can acıtı. Fakat onlara ne yapabiliriz ki? Şöyle bir kısırdöngü var. Bu kadınları kurtaralım tamam ama adamları ne yapalım? Bu kadınların kurtuluşu, oraya rağbet eden erkeklerin de kurtuluşu oluyor mu? Ancak ben eski dönemlerdeki kadar genelevlere rağbet olduğunu düşünmüyorum.
- Neden?
Bunun sebebi, ülkemizdeki ahlaki erozyon, atlanan ahlaki boyut… Benim kuşağım çok iyi bilir. Bekaretin birinci koşul olduğu dönemde erkekler nişanlanır, ama nişanlısıyla bırakın cinsel hayatı, el ele kol kola bile gezemezdi. Şimdi öyle değil. Bekareti kaybetme yaşı çok düştü. Erkekler şimdi medeni bir şekilde flört ettikleri genç kızı evden izin alarak sinemaya, gezmeye götürebiliyor, onunla cinsel ilişkiye girmese bile el ele tutuşup sinema keyfini yaşayabiliyor. Buradan mantık yürütürseniz, erkeklerin bu anlamda artık geneleve ihtiyaç duyduklarını düşünmüyorum. Yeniden filme dönersek; film süper oldu. Bütün filmlerimiz başarılı olsun da şu Oscar’ın kapısını aralayalım artık. Bir Oscar, Türk sinemasına yakışır artık.
- 26 yıldır oyunculuk yapıyorsunuz. Biz sizi ilk olarak Hülya Avşar ile İbrahim Tatlıses’in birlikte sahne aldıkları “Mega Şov” ile tadınık. Medyatik olmanızda bu şovun etkisi büyüktür, değil mi?
Kesinlikle… O dönem, kabareler dönemiydi. Mesela Yeşil Kabare vardı ve biz Rasim (Öztekin) ile ufak ufak bu kabare işlerini deniyorduk. Bu, biraz da arayıştı… Geniş kitlelere hitap eden insanların yanında, kariyerimize zarar vermeden kendimizi gösterip, farkındalık yaratabilmek istedik. Bunu başarabilirsek, sonrasında seyirciyi çekebilirdik. Ama o şov da çok başarılı, içeriği olan, güzel yazılmış bir işti. İki starın yanında Rasim ve ben kendi işimizi yaptık. Siz buna kalabalık olmayan müzikal diyebilirsiniz… Bizim dansçı kadromuz saz arkadaşlarımızdı.
- İstediğiniz oldu mu, sesinizi geniş kitlelere duyurabildiniz mi?
Bu amaçla yola çıkıp da “Mega Show”u bulmuş değilim. Bir süre ara verip kendimi dinlemeye aldığım dönemde bu teklif geldi ve kabul ettim. Çok eğlendik, güzel bir anı olarak kaldı. Ayrıca “Mega Show” sayesinde Gani Müjde ile Yılmaz Erdoğan’ı tanıdım. Rasim ile benim rol aldığım skeçleri Yılmaz ile Gani yazıyordu. Belki de Yılmaz bu proje sayesinde “Bu işten para kazandım, ben bir tiyatro kurayım” dedi. Belki de BKM’yi öyle kurmaya karar verdi. Çünkü bu işin hemen devamında Necati Akpınar ile Yılmaz bir araya geldi… Kısacası “Mega Show” hepimize yeni ufuklar ve kapılar açtı.
- Ve devamında siz Yılmaz Bey’le kardeşten de yakın oldunuz.
Evet, o günden sonra hiç ayrılmadık. Kardeş gibi olduk. O yüzden de rahat rahat kızabiliyoruz birbirimize. Mesela bu aralar onu göremediğim için kendisine kızıyorum. İyice kapandı. Senaryo yazıyor, biliyorum. Ama bir şeyi fark ettim ki biz tiyatro yaparken daha sık görüşüyormuşuz. Bazen kendi kendime “Acaba bu iş mi bizi bir araya getiriyor” diye düşünmüyor değilim. Bu doğrultuda zaman zaman birbirimize hafif sitemler içeren mesajlar atmıyor da değiliz. Biz Yılmaz’la birbirimizi iyi anladık ve sevdik. Gerçekten iyi anlayınca ve tanıyınca çok fazla kopamıyorsunuz, bu iş arkadaşlığının ötesine geçiyor. Bizde de öyle oldu. Hem televizyonu, hem tiyatroyu, hem de sinemayı bir arada yapınca, ister istemez sosyalleşmek için de bir arada olduk. Zaten dışarıda bir hayat yaşamaya vaktimiz yoktu. Dolayısıyla özel hayat ile iş hayatı birbirine girdi.
- İyi mi oldu?
Ama böyle can alıcı sorular “pat” diye sorulmaz ki! Bizim hiçbir zaman Yılmaz ile aramızda kavga olmadı. Ama kırgınlıklar, küçük tartışmalar olabilir. Öbür türlüsü sahte olur zaten. Eğer ben, gerçekten aklımdan geçeni ona söyleyemiyorsam ve söylediğim zaman tartışamıyorsam, bu samimiyetsiz bir durumdur. Ne yapacağım, gelip evde kocama mı dert yanacağım? Bunu hiçbir zaman yapmam. Bir şey olursa bir miktar içime atarım, sonra da Yılmaz’a söylerim. Söyledim de… Aslında kırgınlıklarım iş konusunda olur. Asla şahsi, egosantrik kırgınlıklar değildir.
- Yani “Ben niye o projede oynamıyorum” ya da “Niye bana bu rol verildi” gibi kırgınlıklar değil bunlar, öyle mi?
Asla değil. Benim kırgınlığım “Sen orada niye oynuyorsun” kırgınlığıdır. Ya da Yılmaz bazen kendi başına kararlar verir. Ben de karar verirken bir şekilde bana sormasını isterim. Tamam biz ona aramızda “koca kafa” deriz ve haklı çıktığı da çok olmuştur. Fakat haksız da çıksak, dediğim gibi bazı şeyleri ondan duymak istiyorum, sizden değil. Ne yaptığını gazetelerden okuyunca ona kızıyorum. Tabii bunu asla kötü niyetle yapmıyor, bunu da biliyorum. Behçet Necatigil’in şiirinde dediği gibi; “Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı. Vermeye az buldunuz, yahut vakit olmadı”… Biz de “vakit olmadı” olmaz! Vakit olmalı. Biz birbirimize en çok vakit ayırması gereken kişileriz. Çiçeği de ver, vakit de olsun…
- Siz Yılmaz Bey’e karşı bunu yapıyor musunuz?
Hani ondan bir iki yaş büyüğüm ya… Ablalık durumundan dolayı ondan mı bekliyorum acaba?
- Şu an aranızda bir kırgınlık var mı?
Yok, kırgın değilim. Bazen “Beni neden daha çok özlemiyor” diyorum. Bana diyorlar ki “Sen ara”… E ben arıyorum! Ama istiyorum ki o da 10 yıl önceki gibi bir şey yazarken, aklına bir cümle geldiğinde telefonu kaldırıp beni arasın. Bunu istiyorum sadece. Bu tip şeylere kırılıyorum. İnsan sonuçta sevdiğine sitem eder. Başkasının beni özlememesi umurumda olmaz.
- Peki… “Pişti” programında yer almanız, hayatınızın en magazinel olayı mıdır?
Evet. Oyuncu olarak kendini sevdirmiş olabilirsin, ama kendi cümlelerinle de seni duymak istiyor insanlar. Bu program sayesinde benim farklı bir tarafım tanındı. Sonuçta kendi branşımın dışında bir işi, en seçkin insanlarla yaptım. Hülya Hanım’ın (Avşar) basınla ilişkisi gerçekten farklı. O da söylüyor zaten. “Seviyorum, seviliyorum. Çok da uzak olmak istemem” der. Ben, onun kadar racon bilmiyorum. Bu konuda biraz amatörüm. Hatta onun kadar cesur da değilim. Yersiz, gereksiz bir otokontrolüm var. Bu programla biraz da bunu kırmak istedim. Herkesin sizi sevmesi diye bir şey söz konusu olamaz ki… Bu sevgi açgözlülüğü nereye kadar? Benim de hayatla ilgili bir fikrim var, beğenmediğim şeyler var. Belki bu programda bunları söyleme fırsatım olur dedim. Ama onlar söylediler, ben yine söyleyemedim.
- Bu program size ne öğretti yani?
Bu program sayesinde bir an önce tiyatro sahnesine dönmem gerektiğini anladım. “Herkes kendi çöplüğünde ötsün. Burası benim yerim değil” dedim. Ayrıca bir sezon yapmak yeterliydi. Tiyatro yapmak istedim ve bıraktım.
ENGİN GÜNAYDIN BURHAN’I ABARTTIKÇA ABARTTI
- “Bir Demet Tiyatro”, yıllar sonra yeni bölümleriyle ekrana geldi ama iyi reyting alamayınca birkaç bölüm sonra yayından kaldırıldı. Acaba hiç başlamamalı, eski lezzetiyle mi kalmalıydı?
Yapmasaymışız daha iyiymiş. Onun dönemi, o dönemmiş. Tuşlu telefon çıktıktan sonra biz biraz çevirmeli telefon gibi kaldık. Seyirci, kolaya alıştı. Esprinle milleti düşündür; bu çok zor… Tipoloji komiğine, tiplemeye alıştı seyirci. Zamanında biz de yaptık ama namusumuzla yaptık. O tipler, vatandaşın içinde rastlayabileceğiniz tiplerdi. “Böylede insan olur mu?” diyeceğimiz tipler değildi. Çok karikatür, çok abartı sanatı başımızın tacı oldu. Şu anda katıla katıla güldüğümüz dizilerin metni elimize geçse, kimlerin kimi oyanadığını bilmesek, bakalım kaçta kaçına güleriz. “Bir Demet Tiyatro” döneminde çekimler başlamadan önce teksti alır, dakikalarca güler, sonra çekime başlardık. Bizde boş yoktu. Zaten oynayan kimse de boş dönmedi. Dizideki herkes şöhret oldu. En küçük roldekiler bile.
- Mesela Engin Günaydın…
“Ben oyuncu olmayacağım, oyunculuk yapmayı düşünmüyorum, yazar olacağım. Oyunculukta yeteneksizim galiba” diyerek kendini eleştiren Engin Günaydın, bugün star. Engin, “Otogargara”dan “Ben sahnede oyuncu olarak mutlu değilim. Bu işi beceremiyorum” diye ayrıldı. Kendi aramızda çok güldüğümüz, sonra “Gel şurada minik bir zabıta rolü var, oynasana” diye oyunculuğa başlattığımız Engin, seyircilerin “Zabıta İrfan” diye kendini paraladığı bir kahraman oldu. Neden oldu? Çünkü o kadar doğru yazılıyordu ve o kadar iyi gözlemlenmiş tiplerdi ki, bu seyirciye de geçti.
- O zaman Engin Günaydın’ın şu an canlandırdığı “Burhan” tiplemesini çok abartılı buluyorsunuz?
Ben Engin’e çok gülüyorum. Ama Engin abarttıkça abarttı! Artık “lütfen” diyemiyor, “litfen” diyor. Engin bunu demese de ben ona gülüyorum. Çünkü komik bir adam. Onu kimse tanımazken de ben ona gülüyordum. Onun doğasında var bu… Çünkü Engin, yaptığı karakterle dalga geçmeyen, kendiyle dalga geçen bir adam. Zaten mizahtaki başarı da biraz burada saklıdır.
Hurriyet.com.tr de ki yayinlanan ropartajdan alinmistir.
Rambo 2008

Slverter Stallone Rambo’nun son serisi ile vizyonlarda. Yasli kurt henuz olmedigini, daha cok aksiyon filmleri yapabilecegine gosterir gibi mukemmel bir film ile karsimizda
RAMBO filminin butun detaylarini gormek icin buraya tiklayiniz
The Accidental Husband
The Accidental Husband
Yonetmen
Griffin Dunne
Oyuncular
Uma Thurman Dr. Emma Lloyd
Colin Firth Richard Bratton
Jeffrey Dean Morgan Patrick Sullivan
Konu
Emma Lloyd (Thurman) radyo programinda dinleyecilerinden birisine erkek arkadasindan ayrilmasini tavsiye eder. Dinleyicisi erkek arkasindan ayrilir. Ve bu ayriliga bozulan erkek arkadas Emma’dan (Thurman) intikam alacaktir.
Gerekli Bilgiler
Ulke : Ingiltere
Dil : Ingilizce
Uyarilar
Cinsel icerik ve konusmalar 13 yas alti icin uygun degil.(ABD )
The Accidental Husband Fragman
American Gangster
American Gangster
Amerikan Mafyasi
Oyuncular
Denzel Washington Frank Lucas
Russell Crowe Det. Richie Roberts
Chiwetel Ejiofo Huey Lucas
Josh Brolin Detective Trupo
Yonetmen
Ridley Scott
American Gangster Konusu
Bir mafya babasinin yakin korumasi ve soforu olan Frank Lucas (Denzel Washington)mafya babasinin olmesiyle isleri devralir. Cok buyuk bir uyusturu tuccari olur, hong kong’tan getirdigi yuksek kalitede eroini cok uygun hatta ucuz fiyatla piyasaya surerek piyasada tek basina en buyuk olur. Filmde iyi polisi oynayan Richie Roberts (Russel Crowe)ise idealist rusvet yemeyen (diger polislerin aksine)bu yuzden ama basina surekli olaylar gelen bir dedektiftir. Frank Lucas yukseldikce yukselir ama her cikisin bir inisi vardir!
100 yildan beri ilk defa Italyan Mafyasina kok sokturen bir bir siyahi gelmistir!
Filmin Suresi: 157 Dakika
ABD yapimi ve dili ingilizce
Uyarilar: Film mafya-polis-politika ucgeninde islenen kirli suclarla alakali. Filmdeki argo dil, atesli silahlarin yogun kullanimi ve eroin ticareti islenmesi nedeniyle 15 yas altindaki cocuklar icin uygun degil.
Film Turu: Suc, Dram
American Gangster Fragman
Atonement
Atonement
Yonetmen : Joe Wright
Oyuncular :
Saoirse Ronan … Briony Tallis, 13 yasinda
Ailidh Mackay … Singing Housemaid
Brenda Blethyn … Grace Turner
Julia West … Betty
James McAvoy … Robbie Turner
Harriet Walter … Emily Tallis
Atonement Konusu: Ian McEwan’in romanindan uyarlanan filmin konusu kisaca soyle, ilk once belirtmekte fayda var ki film romantik bir film. Filmimiz ingiltere’de bir satoda baslar, 13 yasindaki Briony Tallis’in kuzenleri tatil amaciyla satodadirlar ve 2 ikiz erkek ve buyuk ablalari ile birlikte 3 kardes satoda yaz tatillerini gecirmektedirler, Ikizlerin ablalarina satoda bir kisi tecavuz etmistir, olayi gormemesine ragmen Briony ablasinin asigini (James) bu olayin faili diyerek suclar. Aslinda James sucsuzdur ama Broiny ablasini kiskanmaktadir cunku kendisi de ayni erkegi sevmektedir. Sonucta James tutuklanir ve hapis veya orduya katilma arasinda bir secim yapmasi istenir, James orduyu secer ve 2.dunya savasina katilir. Broiny gercegi soyleyecek miydi yoksa James sonsuza kadar sevidigi kizdan ayri mi kalacak?
Film 130 dakika suruyor, dili Ingilizce, ve Ingiltere – Fransa ortak yapimi.
Editorun Notu: Film 130 dakika suruyor ve konusu gercekten yasanmis bir olaydan alinmis, buyuk bir dram ve buyuk bir ask yasaniyor. tavsiye ediyorum.
Atonement Film Fragmani
Beyaz Melek

Beyaz Melek
Oyuncular
Suna Selen (Mizgin) , Ali Sürmeli (Muhtar) , Arif Erkin (Ahmet) , Bilge Zobu (Yasar Hoca) , Cihat Tamer (Tayyar Müdür) , Cezmi Baskin (Sabri) , Emel Sayin (Misafir Oyuncu) , Erol Günaydin (Komutan Vahit) , Gazanfer Özcan (Palyaço) , Mahsun Kirmizigül (Ali) , Nejat Uygur (Gazi Cemal) , Yavuz Bingöl (Hidir) , Yildiz Kenter (Melek) , Zeynep Tokus (Nazli)
Mahsun Kirmizigul’un ilk yonetmenlik denemesi yaptigi bu filmin senaryosunu da kendisi kaleme almistir.
Ali ve Resat, beyin kanseri olan babalari Ahmet’i kemoterapi görmesi için istanbul’a getirmistir. Ahmet agir tedaviye daha fazla katlanmak istemediginden hastaneden kacar.
Kabadayi
The Water Horse
The Water Horse Legend of Deep
Oyuncular; Bruce Allpress, Eddie Campell, Ben Chaplin
Yonetmen; Jay Russell
Konusu; Filmin turu fantezi, aile ve macera diye duyurulmus. Kucuk yalniz bir cocuk denizler yaraticisi Iskoc efsanesine kadar uzanan bir yumurta bulur ve film diger but tur filmlerde oldugu gibi maceralarla devam eder. Cocuk filmlerinden fantastik sinemadan hoslananlar icin uygun bir film. Tam bir aile filmide diyebiliriz.
ABD Ingiltere yapimi film 111 dakika suruyor ve dili ingilizce
The Water Horse Fragman
Charlie Wilsons War
Charlie Wilson’s War
Oyuncular; Tom Hanks, Julia Roberts
Yonetmen;Mike Nichols
Konusu; Charlie Wilson kongreye secilmis bir senatordur. Charlie Wilson ve ekibi Sovyetlerle savasan Afgan mucahidleri silahlandirmakta ve onlarin kazanmasi icin calismaktadir. Tom Hanks ve Julia Roberts‘la guzel bir film. Tipik bir Amerikan kahramanlik hikayesi diyebiliriz, Rambonun Afganistandaki savasina benzer ama daha light versiyonu.
Film 97 dakika ve dil Ingilizce ve Afganca,
Charlie Wilson’s War Fragman
Aliens Predator: Requiem
Aliens Predator: Requiem
Oyuncular; Reiko Aylesworth, Steven Pasquale
Yonetmen; Colin Strause
Konusu: Aliens ve Predator serilerini 90′li yillardan beri takip edenler icin ideal bir seri daha karsimizda. Aliens ve predatorlar dunyada kucuk bir kasabada savasirken kasaba halkida hayatta kalma savasi verecek. Alienler mi yoksa predatorlar mi kazanacak ?
Film 86 dakika, ingilizce ve ABD yapimi, Filmin 18 yas uyarisi var!
The Great Debaters
The Great Debaters
Oyuncular; Denzel Washington, Forest Whitaker, Kimberly Elise
Yonetmen; Denzel Washington
Konusu: Gercek bir yasam oykusunden sinemaya uyarlanan bu film 1935 li yillarda geciyor. Denzel Washington hem oynayip hem de yonettigi bu film oyuncunun hayranlari icin bicilmis bir kaftan! 1935 yilinda Melvin Tolson (Washington), Texas’da Wiley kolejinde bir profesordur, ogrencilerini ve kendi egitim ekibini zamanin guclu universitesi olan Harvard Universitesi ile bir rekabete goturmektedir.
Filmin suresi 123 dakika ve dil ingilizce, turu ise drama
The Great Debaters filminin resim galerisine gitmek icin tiklayin
Editorun Notu: Izlenmenizi ozellik tavsiye ettigim bir film daha, Denzel Washington ve casttaki diger oyuncular gercekten iyi oyun cikarmislar. 123 dakikalik sinema saheseri!
The Great Debaters Fragman







